Dostluk;

16.Nisan.2017

Dostluk hayatta insanlar arasındaki bağların en yücelerinden, en kutsallarından biridir. Gerçek dostluğun değeri pek az şeyle ölçülebilir; hele maddi şeylerle hiç ölçülemez. Dostluk en başta doğruluğa, açık sözlülüğe, güvene dayanır. Dostumuzun doğru söylediğine, açık konuştuğuna, bizim iyiliğimizi istediğine güvenebilmeliyiz. Araya bir kuşku, bir güvensizlik girdi mi, dostluk bozulur.

Dost verdiği sözü tutar. Tutulmayan söz dostluğu derinden sarsar. Sevgi, insan kişiliğinin en büyük faziletlerinden biridir. Sevginin yarattığı dostluk da insanları hayvanlardan ayıran bir özelliktir. Dostluk, eskidikçe lezzeti, değeri artan iyi cins bir şarap gibidir. Yılların deneylerinden, sınavlarından geçmiş nice dostluklar vardır ki, bunlara ancak ölüm son verebilir. Tarihimizin örnek dostluklarından biri II. Bayezid’in oğlu Şehzade Korkut’la onun yakın arkadaşı Piyale’nin dostluğudur.

Korkut’u ağabeyi Yavuz Selim yakalattırıp öldürttüğü güne kadar, Piyale, Korkut’la olan vefalı dostluğundan bir an dönmemişti. Bu arada, kendisini ayartmak için yapılan çok çekici bütün teklifleri reddetmiş, şehzade ile birlikte, hiç de mecbur olmadığı halde, akla hayale sığmaz acılara katlanmıştı. Korkut’un idamından sonra bile Piyale, devlet tarafından kendisine verilmek istenen önemli görevlerden hiçbirini kabul etmemiştir.

Korkut’a karşı olan vefalı dostluğunu kendi ölümüne kadar hiç eksiltmeden devam ettiren Piyale’nin bütün ömrünü şehzadenin mezarında türbedar olarak geçirdiğini hatırlamak bu vefakârlığın ne sonsuz bir yüceliğe eriştiğini gösterir. Dün olduğu gibi bugün de —bugünün pek maddi görünen şartları içinde — dostluğun gene pek yüksek bir yeri vardır. Hattâ, dostluk daha da büyük bir değer kazanmıştır diyebiliriz; çünkü dostluk kılığına giren menfaatlerle sık sık karşılaşırız.

Bu, bir yandan, dostluğun ne kadar değerli bir şey olduğunu gösterir, çünkü menfaat kendi kimliğiyle ortaya çıkmaktan kaçmıyor, daima değerli olan dostluk kılığına girmek ihtiyacını duyuyor demektir; öte yandan da, çakıl taşları arasında elmasın daha iyi parlaması gibi, gerçek dostluk menfaatler arasından sıyrılıp kendini daha iyi belli etmek fırsatını buluyor, karanlıklar arasından bir güneş gibi parlıyor.