Bir dünya "mutsuz çocuk" var!

28.Nisan.2017

Bugün terörün insan hayatını kararttığı, milli bayramların sıradan bir tatile dönüştürülmeye çalışıldığı bu ortamda, 23 Nisan Çocuk Bayramını kutlayabilmek ne kadar önemliyse, çocuklarımızın mutluluğu da bir o kadar önemli olmalı bizim için. Ne makam koltuklarında “BAŞBAKAN, vali, kaymakam” olmak ne de, “bağımsızlık, özgürlük, birlik ve kardeşlik... gibi” ortam mesajları umut veriyor çocuklarımıza. Yaşadıkları, karşılaştıkları ve de katlanmak zorunda kaldıkları o kadar sorunları var ki, hem bugünlerinde, hem de yarınlarında! OECD uluslararası öğrenci değerlendirme (PISA) programından, “Öğrenci ferahı” araştırmasında, 72 ülkeden 540 bin öğrencinin katıldığı çalışmaya göre, en mutsuz öğrenciler Türkiye’de.

‘Yaşam Memnuniyeti’ sıralamasında 10 üzerinden 6.12 puanla son sırada yer alıyoruz. Bu arada en mutlu öğrencilere sahip ülke ise 8.27 puanla Meksika. Finlandiya 7.89 ile ikinci sıraya yerleşirken, Hollanda 7.83 ile üçüncü oluyor. “ÇOCUKLARIN MUTLU OLMADIĞI BİR YERDE büyüklerin çok büyük yanlışları var demektir.” Bugün çocuklarımız ya göçlerle ya yanlış eğitim programlarıyla ya da siyasi projelerle köklerinden ÖZÜNDEN koparılmış durumdadırlar maalesef. Kök demek, bağ demek. Milletinden ve tarihten alınan güç demek...

MİLLİ ve MANEVİ DEĞERLER, aidiyet duygusu, toprak ve gelecekle ilgili ümit demek... (“...kökünden ayrılmış/koparılmış bir ağaç, ancak odun olur. Fakat kökleriyle toprağına/kendi öz benliğine sımsıkı sarılan bir ağaç, yemyeşil kalmakla birlikte pek çok ter u taze meyveler ve nesiller koyabilir ortaya...” -CemilMeriç- Avrupa “kayıp göçmenlerle ilgili” raporunda, ailesini savaşta ya da göç yolunda kaybetmiş yaklaşık 26 bin çocuğun Avrupa ülkelerine ulaşmış olduğu ancak son iki yıl içinde söz konusu çocuklardan en az 10 bininin kaybolduğu ifade etmekte. Yine Türkiye’de 3 buçuk milyonu geçen mültecilerin yüzde 53’ü çocuklardan oluşuyor.

Bu çocuklardan 250 bini ise “refakatsiz”, nerede ve nasıl yaşadıkları bilinmiyor. Bir dünya “MUTSUZ ÇOCUK” var. Dünyada, saatte 300 çocuk açlıktan ölüyor. Kısacası ÇOCUKLARIMIZA EN BÜYÜK SORUN BİZİZ! Çocuklarımıza hak ettiği değeri ve eğitimi vermek konusunda çok başarısız kaldığımız gibi, yarattığımız tüm sorunlara çocuklarımızın bedel ödediğini görmezden geliyoruz. “Savaşlarda ölüme terk ettiğimiz, aile içi şiddete ve cinsel istismara maruz bıraktığımız ve suça sürüklenmesine göz yumduğumuz tüm çocuklar bizim eserimizdir.”

Hâlbuki düşüncelerimiz, ideolojilerimiz farklı da olsa biz büyükler, “ortak gündemimizin çocuklar olması” konusunda anlaşabilmeliyiz, onlara daha güzel, daha mutlu bir dünya kurabilmek amacı ile yan yana gelebilmeliyiz. Yoksa, “YARINLARIMIZ” diye kurduğunuz cümlelerimizin altında kalırız, benden söylemesi...