Sevdanız sevdamız, davanız davamızdır

26.Şubat.2016

Hırçın şehrin hırçın takımı.

Tutkuların en büyüğü, sevdaların en anlamlısı.

Hafta akşamlarını anlamlandıran,

ruhsal boşlukları dolduran

Yapılan her planın merkezinde, haftaların akışını kodlayan

Binlik şehrin milyonluk yansıması

Kentteki en büyük fabrika;

TRABZONSPOR...

Hepimizin ortak noktası, siyasetin de, aykırı görüşlerin de, ayrımların da buluş abildiği tek merkez o. Dünya futbol sektörü her ne kadar rant üzerine kurulsa da, bizim en masum bakışımız. Beraber oturup, beraber havalara fırladığımız, hiç tanımadıklarımızla çekirdek arkadaşlığı yaptığımız, gollerden sonra coşkuyla çaktığımız, ekmek arası köfte keyifleri yaptığımız çekim noktamız o. İşte bu denli anlam yükledikten sonra, küçük şehrin büyük vuruşu olmanın ağırlığıyla inişleri de çıkışları kadar sert oluyor Fırtına’nın. En kahpesi 96’da yaşanan, 2010-2011 sezonuyla tavan yapan, son Galatasaray maçıyla da patlayan olayların hikayesi çok da kısa değil yani. Koca bir camiayı çileden çıkartan; adaletten başka bir şey istemeyen masum, samimi insanları kıran, parçalayan sadece hakkaniyet dışı, adaletsiz tavırlardı. Hesabın kitabın ne olduğu bilinmeyen, birçok bilinmeyenle, spekülasyonla beslenen, dedikoduların ayyuka çıktığı sebeplerle sorgulanan kararlara imza atan yangın yeri bir geceydi. Tahammül sınırları yıllara yaygın bir şekilde o denli zorlanmıştı ki; on binlerin, dakikasında tepki koyması, sokaklara dökülmesi ne planlıydı ne de tesadüfen olan basit bir olaydı. Öylesine acımasız bir süreç var ki ortada, sosyolojik açıdan samimiyetle spora tutunan insanların haklı davası değil de sadece ceplerindeki paralar umursandı. Kapitalist düzen içinde bu tutkuya ne denli ihtiyaç olduğu, ruh hali için motivasyonel etkisi değil de futbol sektöründeki milyonlar konuşuldu sadece. Şike kadar büyük bir ahlaksızlık ezelinden futbolun cilvesi görüldü, ne zaman ki hukuki bağlayıcı oldu, yer yerinden oynadı. Ve bakılan yine ahlaki boyut değil de parmaklıklar arasındaki sınırlı yaşamdı.

Karadeniz insanı onurludur, gururludur. Haksızlığa canı pahasına meydan okur, kadınıyla erkeğiyle direnç gösterir. Doğru bildiğinden asla şaşmaz, sevdiğinden hiç vazgeçmez. Bu sokakların harcı, çocukluktan yaşlılığa kadar en büyük ‘eğlence’si futboldur. İşte o meşin yuvarlak cinsiyeti olmadan, zemine, zamana meydan okurcasına, durmadan, tükenmeden enerjin bitene kadar koşarcasına, hızlı hareket ederek mücadele demektir.

Gün bugündür; mücadelenin birlik olduğu, herkesin tek yumrukta ortak sevdada buluştuğu; camiasıyla, STK’larıyla, siyasetiyle, sokaktaki vatandaşıyla kenetlendiği, onursuz duruşa ‘dur’ diyecek, namussuzluklara prim yaptırmayacak, sorumluların bedelini ödemek zorunda kaldığı gündür. Gün; durmadan, yılmadan, tükenmeden, her mecradan elimizden geldiği kadar dik durup dikleneceğimiz gündür. Gün; siyasi, ayrıştırıcı, yargılayıcı yorumlarla birbirimizi kırmadan kenetlenme günüdür. Gün; Galatasaray maçındaki sorumlulardan başlayarak istifaların, özürlerin masaya konulacağı gündür. Bıkmadan usanmadan yazacağız, konuşacağız peşini bırakmayacağız.

Mevzu Trabzonspor olunca; sevdanız sevdamız, davanız davamızdır, yolumuz açık olur inşallah...