Fındık-su ilişkisi ve 30 tas çorba...

28.Nisan.2017

Önceki gün gazetelerde; “Susuzluk fındıkta stres yaratıyor” başlığı ile yer alan haber bayağı dikkat çekti. Dünyada fındık üretimini yaygınlaştırmak isteyen ülkelerin kırmızı halı sererek (!) davet ettikleri, ama bizde de fındığa sadece fiyat penceresinden bakarak, kendi yanlışlarını başkalarına yüklemenin çabası içinde olanların diliyle (!) rahatsız edilmek istenen Ferrero’nun, Değerli Tarım Projesi ile Türk fındığındaki verim ve kaliteyi arttırma çabaları kapsamında susuzluktan kurtulmaya çalışılan fındık bahçelerini konu ediyordu. Haberi okuyan tanıdık bir köylü (çiftçi değil) “Bu bölge yağmurlu. Fındık ta sulanır mı?” diye sorunca, kendisine yağışların düzenli olmadığını, bunun için de kurak dönemler başta olmak üzere her bitki gibi fındığın da düzeni suya ihtiyacı olduğunu ifade ettim. Ama, “Yağış düzensiz olsa da bitki onu ayarlar” demez mi? Eee, “sen istedin” diyerek, “O zaman, sen bir ayda her sabah içeceğin çorbanın tümünü bir kerede içip ayarı tuttursana” diye dalga geçmek zorunda kalmadım değil!

MAMAT'A MÜZİK EVLERİ...

Eskiden insanlar su ve müzik ile tedavi edilir idiler. Hatta, “Müzik ruhun gıdasıdır” ifadesi atasözü haline bile gelmiştir. Müziğin de en yararlısı, en zevk vereni onu yüzyüze, göz göze ve sesin sıcaklığında canlı dinleyebilmektir. Yani Trabzon’da çok az mekanda mevcut olabilecek şekilde... Geçen gün Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in basın toplantısında “Sadece ot parası verip, tapuyu aldık” dediği halk arasındaki tarifi ile Mamat Boğazı’ndaki 600 dönümlük alan üzerine kurulacak İpek Yolu Projesi’nde sportif ve kültürel amaçlı tesisler özellikle yöreye gelecek İran ve Arap kökenli turistlerin kalıcı olmasını az da olsa sağlayacağı için sevindirici. Ama projede başta müzik evleri olmak üzere, diğer içkili-içkisiz eğlence mekanlarının olmaması kim ne derse desin bir eksikliktir. Zaten bu eksiklik yüzünden İranlı turistler Nevruz tatilinde, Hürriyet’te Taha Akyol’un köşesine bile dile getirdiği gerekçelerle Antalya, Van ve Batum’a gitmediler mi? Bu konuyu detaylandıracağız. Çünkü turizmin gelişmesinde öncelik, bizim ne sunduğumuz değil, turistin ne istediğidir.

NİYET HESABINA!

Natalie karakola gitmiş ve “Cüzdanım çalındı” demiş. Komiser sormuş: “Nerede çalındı?” Natalie, “Otobüste” diye yanıt vermiş. Komiser yine sormuş: “Cüzdanın neredeydi?” Natalie biraz da utanarak; “Sutyenimin içindeydi” diye cevap vermiş. Komiser sinirlenerek; “El alem senin mahrem yerine kadar girmiş, hissetmedin mi?” diye sormuş. Natalie önüne bakarak mahcup bir ifade ile “Hissettim hissetmesine ama, kötü niyetli olduğunu nereden bilebilirdim” demiş.